Kızılay Web Banner 120X600

SAMOS DEPREMİ ULUSLARARASI ÇALIŞTAYDA ELE ALINDI | EgenewsEgenews

24 Haziran 2021 - 11:12

SAMOS DEPREMİ ULUSLARARASI ÇALIŞTAYDA ELE ALINDI

SAMOS DEPREMİ ULUSLARARASI ÇALIŞTAYDA ELE ALINDI
Son Güncelleme :

05 Haziran 2021 - 5:48

330 Okuma

TÜBİTAK öncülüğünde gerçekleştirilen ASASE2021 uluslararası çalıştayının sonuç
bildirgesi yayınlandı

Dokuz Eylül Üniversitesi’nin de aralarında bulunduğu 4 üniversitenin işbirliğinde düzenlenen
çalıştayda, 30 Ekim 2020 Samos depremi özelinde Ege Bölgesinin deprem gerçeği ortaya konuldu.

Çalıştaya ilişkin konuşan DEÜ Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar, Deprem Araştırma ve
Uygulama Merkezi bünyesinde yürüttükleri akademik çalışmalar ile bu alanda ihtiyaç duyulan bilimsel
desteği sunmaya devam edeceklerini söyledi.

TÜBİTAK öncülüğünde Dokuz Eylül Üniversitesi, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, Ferrara
Üniversitesi ve Selanik Aristoteles Üniversitesi'nin katkılarıyla çevrim içi düzenlenen “Active
Tectonics and Seismicity of the Aegean Region with special emphasis on the 30 October 2020
Samos Earthquake (ASASE2021)” adlı uluslararası deprem çalıştayının sonuç bildirgesi
yayınlandı. 20-21 Mayıs 2021 tarihlerinde gerçekleştirilen çalıştayda 30 Ekim 2020'de
meydana gelen Samos Depremi'nin etkileri dikkate alınarak deprem olgusu tartışılırken; Ege
Bölgesi’nin aktif tektoniğine ve depremselliğine ışık tutulması amaçlandı.
Çalıştayda iki gün boyunca Türkiye, Yunanistan, İtalya, Almanya, Japonya, Kanada ve
Amerika Birleşik Devletleri'nden bilim insanları tarafından toplam otuz sözlü sunum ve 5
poster sunumu gerçekleştirildi. Bu sunumlarda Ege Bölgesi’nin deprem jeolojisi ve
depremselliği, sismik tehlike kaynakları ve tsunami tehlikeleri ile ilgili en son bilimsel
çalışmalar sunuldu.
Çalıştayda ayrıca, Ege Bölgesi'nde deprem araştırmaları konusunda yapılan son çalışmaların
kalıcı olması için the Turkish Journal of Earth Sciences’ın özel bir sayısını çıkarılmasına karar
verildi. The Turkish Journal of Earth Sciences’ın bu özel sayısının 30 Ekim 2020'de meydana
gelen depremde hayatını kaybedenlere ithaf edileceği açıklandı.
DEÜ’DEN BİLİMSEL DESTEK
Çalıştaya ilişkin konuşan Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nükhet Hotar, “Samos
Depremi’ne ilişkin çalışmalarımızı TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal’ın katılımıyla
yaptığımız toplantı ile tanıtmıştık. Bu çalıştay yine o toplantıda belirttiğimiz önemli akademik
işbirlikleri ile gerçekleştirildi. Üniversitemiz bünyesinde bulunan Deprem Araştırma ve
Uygulama Merkezimizde alanında uzman akademisyenlerimiz ile uzun süredir bölgemizin ve
ülkemizin depremselliği ile ilgili çalışmalar yürütüyoruz. Merkez Müdürümüz Prof. Dr.
Hasan Sözbilir başkanlığında yürütülen projelerde, Türkiye’nin deprem üretme potansiyeli
olan diri faylarının geçmiş dönemlerdeki faaliyetlerini belirleyerek haritalandırma
çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Tüm bu çalışmalarımızın sonucu olarak Batı Anadolu’daki
şehirlerin deprem senaryolarına dayalı Deprem Master Planlarının yapılması, Fay Yasası’nın
hazırlanması ve Deprem Bilim Kurulu’nun oluşturulması gibi başlıkları da ilgili bakanlıklarla
paylaşarak bu alanda ihtiyaç duyulan bilimsel desteği sunmayı sürdürüyoruz. Çok faydalı
olduğunu düşündüğümüz ASASE2021 Uluslararası Çalıştayında emeği geçen bilim
insanlarına teşekkür ediyoruz” diye konuştu.
ÇALIŞTAY SONUÇ BİLDİRGESİ
Deprem çalıştayı sonuç bildirgesinde şu ifadelere yer verildi;

04.06.2021

Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü Cumhuriyet Bulvarı No: 144 35210 Alsancak / İZMİR

Telefon:+90(232) 412 10 60-62-94 Faks:+90 (232) 464 22 02

“Deprem jeolojisi ile ilgili son yüz yılda yaşanan gelişmeler sunulmuş ve bu gelişmelerin
sismik tehlike değerlendirme analizlerinde ne kadar önemli olduğunun altı çizilmiştir. Ege
Bölgesi’nin depremselliğinin büyük bir kısmından sorumlu olan Helenik dalma batma
zonunun üç boyutlu geometrisi ortaya çıkarılmıştır. Ege Bölgesi’ndeki genişlemeli tektoniğin
yaklaşık 5 milyon yıl önce Kuzey Anadolu Fayı'nın bölgeye ulaşmasıyla birlikte doğrultu
atımlı fay hareketlerinden giderek daha fazla etkilendiği ve bu bölgedeki depremselliğin o
zamandan beri arttığı belirtilmiştir. Özellikle tarihi dönemlerde bölgede depremlere neden
olan faylar tanımlanmış, Samos Adası ile Gümüldür arasında kalan Kuşadası Körfezi'ndeki
denizaltı fayları deniz jeologları ve jeofizikçilerinin katkılarıyla haritalanmıştır. Buna ek
olarak, Samos depremine bağlı olarak bölgedeki denizaltı faylarının tetikleyici etkileri
değerlendirilmiştir. Depremden hemen sonra üretilen uydu görüntüleri yardımıyla hızlı hasar
tespit haritalarının üretilmesi ve buna göre hasar tespit çalışmalarının yapılması önerilmiştir.”
AFET RİSK YÖNETİMİ VURGUSU
Raporda ayrıca afet risk yönetimine de dikkat çekilerek, “Deprem öncesi ve sonrasında yeraltı
suyu seviyelerinde ve jeotermal alanlarda değişimler meydana geldiği, bu nedenle yeraltı suyu
değişikliklerinin tutarlı bir şekilde izlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Samos Adası'nda
meydana gelen ana şokun heyelan ve kaya düşmelerini tetiklediği belirtilmiş ve çoklu afet
risk yönetimine dikkat çekilmiştir. Covid salgını sırasında meydana gelen Samos depremi
çoklu afet risk yönetimi yaklaşımının gerekliliğini ön plana çıkarmıştır. Mevcut yapı stokunun
depreme karşı direncini tahmin etmek için bir sonraki deprem gerçekleşmeden İzmir’deki
yapı stoku envanterinin çıkarılması ve kentsel dönüşüm yol haritasının doğal afet eksenli
olarak yapılması önerilmiştir. Samos depreminden elde edilen en önemli çıkarım, en ağır
hasarın görüldüğü yerin depremin merkez üssü olmayabileceği gerçeğidir. Bu nedenle
günümüzde gerçekleşen depremlere neden olan faylar ve tarihsel dönemlerde meydana gelen
depremlerin şiddet dağılımları gözden geçirilmelidir. Alınan bir diğer önemli ders ise Samos
depremi sırasında yerel zemin koşullarının davranışı ile ilgilidir. Yıkılan binanın altındaki
zemin deprem dalgalarını 2 kattan fazla büyütmüştür. Bunun yanı sıra, deprem sırasında
zemin davranışı doğrusal davranışını değiştirmiş ve ortalama 55-60 m derinlikte doğrusal
olmayan özellikler göstermiştir” ifadeleri kullanıldı.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam