Kızılay Web Banner 120X600

Rektör Budak “Çevre konusunda elde ettiğimiz her başarı yarınlar için kazanımdır” | EgenewsEgenews

24 Haziran 2021 - 12:54

Rektör Budak “Çevre konusunda elde ettiğimiz her başarı yarınlar için kazanımdır”

Rektör Budak “Çevre konusunda elde ettiğimiz her başarı yarınlar için kazanımdır”
Son Güncelleme :

05 Haziran 2021 - 5:41

310 Okuma

Ege Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÇEVMER) tarafından  “5 Haziran Dünya Çevre Günü” dolayısıyla uluslararası katılımlı “Dünya Çevre Günü Paneli” düzenlendi. Çevrimiçi düzenlenen panele EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, ÇEVMER Müdürü Prof. Dr. Dinçer Ayaz’ın yanı sıra çeşitli ülkelerden ve Türkiye’den çevrebilimciler katıldı.

Panelin açılış konuşmasını yapan EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Bugün dünya genelinde, sanayileşme, nüfus artışı, doğal kaynakların bilinçsiz tüketimi, iklim değişikliği, çevre kirliliği ve bunlarla ilişkili sorunlara karşı yoğun bir mücadele yürütülüyor. Ülkemiz özelinde de geçtiğimiz yıl İzmir’e bir anda düşen yağışlar, bu sene 41 şehrimizin kuraklıktan etkilenmesi, Marmara Denizi’nde yaşanan kirlilikler gibi pek çok durum, konunun ehemmiyetini açıkça gösteriyor. Yaşam kalitemizi ve sürekliliğini tehdit eden tüm bu gelişmeler, gerekli tedbirlerin alınmasının ne derece zaruri ve acil olduğunu gösteriyor. Ege Üniversitesi olarak, yeryüzündeki yaşamın devamlılığını ilgilendiren bu hayati konuya büyük bir hassasiyetle yaklaşıyoruz. Hassasiyetimiz, sürdürülebilir bir gelecek inşasında attığımız tüm adımların temelini oluşturuyor. Yüksek öğrenci ve personel nüfusuna sahip olan üniversitemiz, yüksek miktarda enerji kullanımı ve atık üretimi ile çevre üzerinde önemli bir etki yaratmakta. Bizler de bu etkinin bilinci ve sorumluluklarımızın farkındalığıyla ‘Yeşil Üniversite’ konseptini benimseyerek değişime önce kendi çehremizden başladık. Yeşil Kampüs hedefiyle gerçekleştirdiğimiz çevre çalışmalarımız doğrultusunda, üniversitemizin Yeşil Ölçüm sıralamalarındaki derecesi gittikçe yükseliyor. Buna bağlı olarak dünya üniversiteleri sıralamamız da her geçen yıl daha iyi bir noktaya ulaşıyor. Bu anlamda 2019 yılında 259. sırada iken 2020 yılında 165. sıraya yükselmiş bulunuyoruz” dedi.

İzmir’de “Sıfır Atık Belgesi” almaya hak kazanan ilk üniversite

Ege Üniversitesinde gerçekleştirilen çevre ile ilgili çalışmaları anlatan Prof. Dr. Budak, “Çevreye duyarlı personel ve öğrencilerimizin hassasiyetleri doğrultusunda  ‘Sıfır Atık Projemizi’ en iyi şekilde uygulamaya devam ediyoruz. Proje kapsamında gerçekleştirdiğimiz çalışmalarımızın meyvesini 2020 yılında İzmir’de Sıfır Atık Belgesi almaya hak kazanan ilk üniversite olarak almış bulunuyoruz. Çevre dostu uygulamalarımızı, dijitalleşme adımlarımızla da desteklediğimizi belirtmek istiyorum. Bu sayede üniversitemizde kâğıt tüketimini en aza indirgeyerek binlerce ağacımızın kesilmesini önledik. Çevre sorunlarıyla mücadelenin en önemli ayaklarından birinin toplumsal farkındalıktan geçtiğini biliyoruz. Bu nedenle kampüsümüzde uyguladığımız projelerin yanı sıra topluma hizmet uygulamalarımız ve çevre bilinci aşıladığımız gençlerimiz ile farkındalık yaratıyoruz. Ortaokul öğrencilerine suyun verimli kullanımını anlattığımız ‘Hayatın Kaynağı Su’ projesi,  çocuklarımızın çevre bilinci kazanmasında önemli bir etki sağladı. ‘Evden Çevreye İlaçsızlaştırma’ projesi ile de atık ilaçların çöpe gitmeden doğru bir şekilde yönetilmesini hedefliyoruz” diye konuştu.

Ege Üniversitesi olarak çevreye duyarlı nesiller yetiştirmekten gurur duyduklarını ifade eden Rektör Budak, “Bizler, doğal dengenin korunmasının yarınlarımıza karşı taşıdığımız bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle de bugün çevre konusunda elde ettiğimiz her başarının, yarınlarımız için bir kazanım olduğunu düşünüyoruz. Çevremiz için hayata geçirdiğimiz tüm çalışmalara destek olan Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezimizi yürekten kutluyorum. Yarınlara daha temiz, yeşil ve yaşanabilir bir dünya bırakma ümidiyle Dünya Çevre Gününüzü kutluyorum” dedi.

Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Dinçer Ayaz, “5 Haziran 1972 yılında, Stockholm Konferansı’nda Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen bu özel gün bizi, insanın ekosistemi onarmasına öncülük eden sacayağın üç dayanağı ile karşılıyor: Yeniden hayal et, yeniden yarat, yeniden onar. Unutmayalım, yalnızca sağlıklı ekosistemlerle insanların geçim kaynaklarını iyileştirebilir, iklim değişikliğine karşı koyabilir ve biyolojik çeşitliliğin çöküşünü durdurabiliriz” diye konuştu.

Dünya Çevre Günü’nün tarihsel gelişimini anlatan Prof. Dr. Ayaz, “Tek dünya’ sloganıyla ilk kutlama 1974 yılında yapılmıştı. Sonraki yıllarda bu özel gün, diğer çevre problemlerinin yanı sıra hava kirliliği, plastik kirliliği, yasadışı vahşi yaşam ticareti, sürdürülebilir tüketim, deniz seviyesinin yükselmesi ve gıda güvenliği gibi çevremizin karşı karşıya olduğu sorunlar hakkında farkındalık yaratmak için bir platform olarak geliştirildi. 2021’in teması olan ‘Ekosistem Restorasyonu’ bozulmuş veya tahrip olmuş ekosistemlerin kurtarılmasına yardımcı olmak ve hala bozulmamış ekosistemleri korumak anlamına gelir. Daha zengin biyolojik çeşitliliğe sahip daha sağlıklı ekosistemler, daha verimli topraklar, daha fazla kereste ve balık gibi daha büyük faydalar sağlar. Restorasyon, aktif olarak ekim yapmak ya da doğanın kendi kendine iyileşmesi için baskıları kaldırmak gibi birçok şekilde gerçekleşebilir. Bir ekosistemi orijinal durumuna döndürmek her zaman mümkün veya arzu edilen bir şey değildir. Toplumlar gibi ekosistemlerin de değişen iklime uyum sağlaması gerekiyor” dedi.

BM Ekosistem Restorasyonu On Yılı

Ormanlar, tarım arazileri, şehirler, sulak alanlar ve okyanuslar dahil her türlü ekosistemin restore edilebilir olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ayaz,  “Restorasyon girişimleri, hükümetler ve kalkınma ajanslarından işletmelere, topluluklara ve bireylere kadar hemen hemen herkes tarafından başlatılabilir. Bugün ile 2030 yılı arasında, 350 milyon hektarlık bozulmuş karasal ve sucul ekosistemlerin restorasyonu, ekosistem hizmetlerinde 9 trilyon ABD doları üretebilir. Restorasyon ayrıca atmosferden 13 ila 26 gigaton sera gazını kaldırabilir. Bu tür müdahalelerin ekonomik faydaları, yatırım maliyetinin dokuz katını aşarken, eylemsizlik, ekosistem restorasyonundan en az üç kat daha maliyetlidir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 70’den fazla ülkenin eylem önerisi ve kararının ardından önümüzdeki on yılı ‘BM Ekosistem Restorasyonu On Yılı’ olarak ilan etti. Bu ilan aslında insanların ve doğanın yararına, tüm dünyadaki ekosistemlerin korunması ve yeniden canlandırılması için bir birliktelik çağrısıdır. BM On Yılı 2021’den, aynı zamanda Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri için son tarih olan 2030’a kadar uzanıyor ve bu zaman dilimi bilim insanlarının felakete yol açan iklim değişikliğini önlemek için son şans olarak tanımladıkları zaman çizelgesi ile aynı” diye konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından Achen Üniversitesi Çevresel Araştırma Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Andreas Schaeffer ve La Coruna Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Cristian A. M. Henri Kennes sunumları ile katılımcıları bilgilendirdi. Ayrıca İskenderun Teknik Üniversitesi İklim Değişikliği Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Abdulla Sakallı “İklim Değişikliğinin ve Esktrem Durumların Ormanların ve Tahıl Üretimi Üzerine Etkileri”, Türkiye Çevre Eğitim Vakfı Mavi Bayrak Programı Ulusal Koordinatörü Almıla Kından Cebbari “Türkiye’de Yüzme Suyu Kalitesi İzleme Çalışmaları ve Mavi Bayrak” konularında sunumlar yaptı.

Etkinlik kapsamında Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Banu Aktin Yoldaş’ın “Atmadık, Değer Kattık” çevrimiçi atık sergisi de katılımcılarla buluştu.

İZMİR (Ege Ajans)- Ege Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÇEVMER) tarafından  “5 Haziran Dünya Çevre Günü” dolayısıyla uluslararası katılımlı “Dünya Çevre Günü Paneli” düzenlendi. Çevrimiçi düzenlenen panele EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, ÇEVMER Müdürü Prof. Dr. Dinçer Ayaz’ın yanı sıra çeşitli ülkelerden ve Türkiye’den çevrebilimciler katıldı.

Panelin açılış konuşmasını yapan EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, “Bugün dünya genelinde, sanayileşme, nüfus artışı, doğal kaynakların bilinçsiz tüketimi, iklim değişikliği, çevre kirliliği ve bunlarla ilişkili sorunlara karşı yoğun bir mücadele yürütülüyor. Ülkemiz özelinde de geçtiğimiz yıl İzmir’e bir anda düşen yağışlar, bu sene 41 şehrimizin kuraklıktan etkilenmesi, Marmara Denizi’nde yaşanan kirlilikler gibi pek çok durum, konunun ehemmiyetini açıkça gösteriyor. Yaşam kalitemizi ve sürekliliğini tehdit eden tüm bu gelişmeler, gerekli tedbirlerin alınmasının ne derece zaruri ve acil olduğunu gösteriyor. Ege Üniversitesi olarak, yeryüzündeki yaşamın devamlılığını ilgilendiren bu hayati konuya büyük bir hassasiyetle yaklaşıyoruz. Hassasiyetimiz, sürdürülebilir bir gelecek inşasında attığımız tüm adımların temelini oluşturuyor. Yüksek öğrenci ve personel nüfusuna sahip olan üniversitemiz, yüksek miktarda enerji kullanımı ve atık üretimi ile çevre üzerinde önemli bir etki yaratmakta. Bizler de bu etkinin bilinci ve sorumluluklarımızın farkındalığıyla ‘Yeşil Üniversite’ konseptini benimseyerek değişime önce kendi çehremizden başladık. Yeşil Kampüs hedefiyle gerçekleştirdiğimiz çevre çalışmalarımız doğrultusunda, üniversitemizin Yeşil Ölçüm sıralamalarındaki derecesi gittikçe yükseliyor. Buna bağlı olarak dünya üniversiteleri sıralamamız da her geçen yıl daha iyi bir noktaya ulaşıyor. Bu anlamda 2019 yılında 259. sırada iken 2020 yılında 165. sıraya yükselmiş bulunuyoruz” dedi.

İzmir’de “Sıfır Atık Belgesi” almaya hak kazanan ilk üniversite

Ege Üniversitesinde gerçekleştirilen çevre ile ilgili çalışmaları anlatan Prof. Dr. Budak, “Çevreye duyarlı personel ve öğrencilerimizin hassasiyetleri doğrultusunda  ‘Sıfır Atık Projemizi’ en iyi şekilde uygulamaya devam ediyoruz. Proje kapsamında gerçekleştirdiğimiz çalışmalarımızın meyvesini 2020 yılında İzmir’de Sıfır Atık Belgesi almaya hak kazanan ilk üniversite olarak almış bulunuyoruz. Çevre dostu uygulamalarımızı, dijitalleşme adımlarımızla da desteklediğimizi belirtmek istiyorum. Bu sayede üniversitemizde kâğıt tüketimini en aza indirgeyerek binlerce ağacımızın kesilmesini önledik. Çevre sorunlarıyla mücadelenin en önemli ayaklarından birinin toplumsal farkındalıktan geçtiğini biliyoruz. Bu nedenle kampüsümüzde uyguladığımız projelerin yanı sıra topluma hizmet uygulamalarımız ve çevre bilinci aşıladığımız gençlerimiz ile farkındalık yaratıyoruz. Ortaokul öğrencilerine suyun verimli kullanımını anlattığımız ‘Hayatın Kaynağı Su’ projesi,  çocuklarımızın çevre bilinci kazanmasında önemli bir etki sağladı. ‘Evden Çevreye İlaçsızlaştırma’ projesi ile de atık ilaçların çöpe gitmeden doğru bir şekilde yönetilmesini hedefliyoruz” diye konuştu.

Ege Üniversitesi olarak çevreye duyarlı nesiller yetiştirmekten gurur duyduklarını ifade eden Rektör Budak, “Bizler, doğal dengenin korunmasının yarınlarımıza karşı taşıdığımız bir sorumluluk olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle de bugün çevre konusunda elde ettiğimiz her başarının, yarınlarımız için bir kazanım olduğunu düşünüyoruz. Çevremiz için hayata geçirdiğimiz tüm çalışmalara destek olan Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezimizi yürekten kutluyorum. Yarınlara daha temiz, yeşil ve yaşanabilir bir dünya bırakma ümidiyle Dünya Çevre Gününüzü kutluyorum” dedi.

Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Dinçer Ayaz, “5 Haziran 1972 yılında, Stockholm Konferansı’nda Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen bu özel gün bizi, insanın ekosistemi onarmasına öncülük eden sacayağın üç dayanağı ile karşılıyor: Yeniden hayal et, yeniden yarat, yeniden onar. Unutmayalım, yalnızca sağlıklı ekosistemlerle insanların geçim kaynaklarını iyileştirebilir, iklim değişikliğine karşı koyabilir ve biyolojik çeşitliliğin çöküşünü durdurabiliriz” diye konuştu.

Dünya Çevre Günü’nün tarihsel gelişimini anlatan Prof. Dr. Ayaz, “Tek dünya’ sloganıyla ilk kutlama 1974 yılında yapılmıştı. Sonraki yıllarda bu özel gün, diğer çevre problemlerinin yanı sıra hava kirliliği, plastik kirliliği, yasadışı vahşi yaşam ticareti, sürdürülebilir tüketim, deniz seviyesinin yükselmesi ve gıda güvenliği gibi çevremizin karşı karşıya olduğu sorunlar hakkında farkındalık yaratmak için bir platform olarak geliştirildi. 2021’in teması olan ‘Ekosistem Restorasyonu’ bozulmuş veya tahrip olmuş ekosistemlerin kurtarılmasına yardımcı olmak ve hala bozulmamış ekosistemleri korumak anlamına gelir. Daha zengin biyolojik çeşitliliğe sahip daha sağlıklı ekosistemler, daha verimli topraklar, daha fazla kereste ve balık gibi daha büyük faydalar sağlar. Restorasyon, aktif olarak ekim yapmak ya da doğanın kendi kendine iyileşmesi için baskıları kaldırmak gibi birçok şekilde gerçekleşebilir. Bir ekosistemi orijinal durumuna döndürmek her zaman mümkün veya arzu edilen bir şey değildir. Toplumlar gibi ekosistemlerin de değişen iklime uyum sağlaması gerekiyor” dedi.

BM Ekosistem Restorasyonu On Yılı

Ormanlar, tarım arazileri, şehirler, sulak alanlar ve okyanuslar dahil her türlü ekosistemin restore edilebilir olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ayaz,  “Restorasyon girişimleri, hükümetler ve kalkınma ajanslarından işletmelere, topluluklara ve bireylere kadar hemen hemen herkes tarafından başlatılabilir. Bugün ile 2030 yılı arasında, 350 milyon hektarlık bozulmuş karasal ve sucul ekosistemlerin restorasyonu, ekosistem hizmetlerinde 9 trilyon ABD doları üretebilir. Restorasyon ayrıca atmosferden 13 ila 26 gigaton sera gazını kaldırabilir. Bu tür müdahalelerin ekonomik faydaları, yatırım maliyetinin dokuz katını aşarken, eylemsizlik, ekosistem restorasyonundan en az üç kat daha maliyetlidir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 70’den fazla ülkenin eylem önerisi ve kararının ardından önümüzdeki on yılı ‘BM Ekosistem Restorasyonu On Yılı’ olarak ilan etti. Bu ilan aslında insanların ve doğanın yararına, tüm dünyadaki ekosistemlerin korunması ve yeniden canlandırılması için bir birliktelik çağrısıdır. BM On Yılı 2021’den, aynı zamanda Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri için son tarih olan 2030’a kadar uzanıyor ve bu zaman dilimi bilim insanlarının felakete yol açan iklim değişikliğini önlemek için son şans olarak tanımladıkları zaman çizelgesi ile aynı” diye konuştu.

Açılış konuşmalarının ardından Achen Üniversitesi Çevresel Araştırma Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Andreas Schaeffer ve La Coruna Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Cristian A. M. Henri Kennes sunumları ile katılımcıları bilgilendirdi. Ayrıca İskenderun Teknik Üniversitesi İklim Değişikliği Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Abdulla Sakallı “İklim Değişikliğinin ve Esktrem Durumların Ormanların ve Tahıl Üretimi Üzerine Etkileri”, Türkiye Çevre Eğitim Vakfı Mavi Bayrak Programı Ulusal Koordinatörü Almıla Kından Cebbari “Türkiye’de Yüzme Suyu Kalitesi İzleme Çalışmaları ve Mavi Bayrak” konularında sunumlar yaptı.

Etkinlik kapsamında Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden Doç. Dr. Banu Aktin Yoldaş’ın “Atmadık, Değer Kattık” çevrimiçi atık sergisi de katılımcılarla buluştu.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
reklam